Aileler tarafından belirlenen nişan ve 15 gün süren düğün daha önceden belirlenmiş ve ilginç törenlerle yapılırdı. Bu törenlerin şiirsel ve sembolik anlamları vardır. Evlilik töreni Pazar günleri Aya Konstantinos katedralinde yapılır ve ana meydanda yapılan çağrı ile bütün şehir törene katılmaya davet edilir. Vaftiz ve cenaze törenleri de uzun süredir yerleşmiş törenler içerirdi. ( cenaze töreninde özel ağlayan kadınlar ile zeytinyağı ve şarap dolu tabakların tabuta vurularak kırılması gibi)
Yeni yılda, 31 Aralık günü çocuklar kurdele ve küçük bayraklarla süslenmiş kağıttan teknelerle iyi dilekli şarkılar söyleyip evleri, dükkanları ve kahvehaneleri ziyaret ederken halktan para ve çörek alırlar, büyükler birbirlerini ziyaret ederler.
Aya Basilio günü sabahı, ayinden dönüşte, erkekler evlerinin duvarına hızla bir nar atarlar. Bunun aileleri için mutluluk ve bereket dileği ile yaparlar. Etrafa ne kadar nar tanesi yayılırsa gelecek yıl o kadar bereket ve mutluluk getirecektir.
16 Şubat günü, Aya Elios şöleni boyunca erkekler defalarca denize atlarlar ve bütün gün ıslak elbiselerle dolaşırlar. Bu törene katılmak istemeyenler, bunu yapmaya zorlanırlardı.
Paskalya günü ise Diriliş ayini açık havada yapılır ve inananlar ellerinde kandille ayine katılırlar. Çanlar çalar çalmaz gençler konfetileri bırakır ve insanlar birbirine tören sözcükleri olan “ İsa dirildi” derler. Daha sonra herkes kiliseye girer ve rahibin elinden kutsal ateşi alıp evlerine ocak ateşini yakmaya giderler. Paskalya Pazarı, bütün şehir halkı ana meydanda toplanıp bütün gün orada kalır ve yer içer, şarkı söylerler. Bekar kızlar, evde kalmak zorundadırlar. Fakat evin girişinde durmasına izin verilir. Burada şarkı söyler ve salıncaklara binerlerdi.
1 Mayıs’ta şafak zamanı adanın bütün kızları gruplar halinde her biri bir testi taşıyarak kasaba dışına su almaya giderlerdi. Fakat yol boyunca sadece 1 sözcük kullanmalarına izin verilirdi. Bu suyun ( sessizlik suyu) aileye iyi şans getireceğine inanılır. Herkes o gün o suyla yıkanır ve evdeki her eşya ve evin duvarlarına bu su sıçratılırdı. Bir kız nişanlandığında cam bir sürahiyi bu suyla doldurur ve kayın validesinin evine götürür, kayın valide ise bunun karşılığında ona özel bir çörek ve birkaç bozuk para verirdi.
Bir çocuk ciddi bir şekilde hastalandığında büyücü kadın eve davet edilirdi. Kadın Paskalyadan önceki bir Pazar günü kilisede bir araya getirilmiş zeytin ağacı dalları ve köz dolu tütsü kabı ile çocuğun bedeninde haç işaretleri çizerek kutsal sözler söylerdi. Bu sözler şunlardır; “Mesih geldi, bastonunu yere uzattı, yılanı ve kötü komşuları evimizden kovdu.” Bu şeytan çıkarma ayininden sonra büyücü kadın tütsü kabını içi su dolu kovaya boşaltır daha sonrada yanmamış parçaları sayardı. Çıkan sayının hasta çocuğu büyüleyen kişilerin sayısı olduğu düşünülürdü. Eğer zeytin yaprakları yüksek sesle çatırdayarak yanarsa çocuğun büyülenmiş olduğu kesindir.
